
Daha sonra Mülklerin Maliki Allah, yeryüzünü bir çeşit surete de komak için İskender-i Zülkarneyn’i yarattı.
Güzel günler dilerim Sevgili Meyus Okur.
Evliya Çelebi garip bir adam vesselam. Seyahatname adlı eseri ise başlı başına gizemler barındıran bir yapıt. Bana kalırsa son dönemlerde bir itibarsızlaştırma suikastine kurban gitti.
Neden Seyahatname den bahis açtın diye soracak olursanız size anlatacağım hikaye tam olarak Evliya Çelebi’nin kaleminden çıktı da ondan…
Efendim uzaaaak uzaaak zamanların birinde, arzın üstünde bir değil iki değil pek çok Peygamber, Nebi, Resul (hepsine selam ve salât olsun) dolaşır iken yeryüzünün bütün krallarının boyun eğdiği bir kral vardı. İskender-i Zülkarneyn! (Büyük İskender ile karıştırmayalım lütfen)
Ancak bir kadın vardı ki- Yunanlılardan Makedonya ve İzmirne sahibi Kaydafa- ona boyun eğmedi ve düşman oldu.
İskender ne yaparsa yapsın Kaydafa’nın mülküne bir türlü sahip olamadı. Sonunda kılık değiştirip Kaydafa ülkesine girdi ancak Kaydafa’nın divanında onu tanıyanlar oldu. Böylece Kaydafa’nın eline esir düşen İskender nice zamanlar hapiste kaldı.
Kaydafa sonunda kendisiyle cenk etmeyeceğine ve kılıç çekmeyeceğine dair İskender’den yemin alıp onu serbest bıraktı. İskender Elburz Dağı eteklerindeki taht merkezi Irak-ı Dadyan’a gelip bütün devlet büyükleri ile istişare etti. Vezirleri; “Padişahım bu Kaydafa adlı avradın ne değeri ola, deniz gibi askerle üzerine varalım devletini vilayetini yıkalım.” dediler. Ancak İskender; “erdemli kişi verdiği sözde durur.” diyerek karşılık verdi.
Sonunda Hz. Hızır başkaldırıp -Evliya Çelebi bu Hızır ile Kur’an’da Kehf Suresi’nde Hz. Musa’ya yoldaşlık eden kişinin aynı kişi olduğunu söylüyor- işte bu Hızır; “Ey İskender intikam istiyorsan eğer hemen Karadeniz’i Makedonya şehri yakınından kesip Akdeniz’e akıt (yani Marmara Denizi’ni kast ediyor) Kaydafa’nın bütün memleketi suya gömülür. Sen de hem intikamını alırsın hem de verdiğin sözü tutar onunla cenk etmemiş, kılıç çekmemiş olursun.” deyince İskender’in bütün bilgeleri bu fikri kabul ettiler.
Denizler gibi kalabalık işçilerle Karadeniz’i kestiler. Hz. Hızır Allah’ın izniyle deniz işleri ile memur olan bir zattır. (Hıdırellez günü Hızır ile İlyas’ın bir araya geldiği gün anılır. İlyas nebi de kara işleri ile memurdur. )
Üç sene boyunca devam eden işin sonunda Karadeniz yol bulup bütün kefereleri suya batırdı. Böylece İskender-i Zülkarneyn hem sözünü tutmuş oldu hem de Kaydafa’dan onu esir tutmasının intikamını almış oldu.
Evet… Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde geçen bu kıssayı sizlerle paylaşmak istedim. Eski dünyanın pek çok hükümdarı hakkında bilgiler veren ve İstanbul’u senelerce karış karış gezip yazan bu zat hakkında siz neler düşünüyorsunuz?
Bizimle kalın, hoşça kalın…