
Güzel olduğuna, önce kendini inandırırsan, diğerlerini de güzel olduğuna inandırmak daha kolaydır. Ama aynalar, gerçekleri göstermek gibi benzersiz bir özelliğe sahiptir.
HERKES BİRAZ MEYUSTUR HAYATTA

Güzel olduğuna, önce kendini inandırırsan, diğerlerini de güzel olduğuna inandırmak daha kolaydır. Ama aynalar, gerçekleri göstermek gibi benzersiz bir özelliğe sahiptir.

Artık bilgelerin dünyasında yaşamıyorlardı, derinlemesine sorgulamaya ilgi yoktu; bu çağın insanları yalnızca magazin, dedikodu ve eğlence istiyordu. Medeniyet çöküyor, kıyamet yaklaşıyordu. İnsanlar atalarının yüceliğini unutmuş önemsiz küçük tartışmalara saplanmışlardı; bu kısır döngüden kurtulamıyorlardı çünkü artık kimse nasıl düşüneceğini bilmiyordu.

Başlangıçta
Ve sonunda
Karanlık vardı
Ve başka bir şey yoktu.
Dipsiz, ufuksuz, yüzeyi olmayan bir denize batarken soğuğu hissetmedi. Ama yanmayı hissetti.
Ölümsüzlük, sakin bir dinçlik değildi.
Ateşti.

“Benim acı çektiğimi gören ve onu bu gerçekten korumaya çalışan başka kaç kişi vardı? Benim acı çektiğimi gören ama bana yardım etmeyi düşünmeyen?”

“İnsan kalbi taşıdığın için ne mutlu sana, Feyre. Bırak hiçbir şey hissetmeyen zavallılar kendini acısın.”

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok uzun zaman önce
küle dönen bir ülkede krallığını çok seven, genç bir prenses yaşarmış…

“Bir zamanlar diğer insanlardan korkarak yaşardım,” diye söze girdi. “Diğer insanların beni çiğnemelerine izin verirdim. Çünkü isteklerini reddedersem
olacaklardan çok korkardım. Nasıl ‘hayır’ deneceğini bilmezdim.”

“Bana borçlu olanlara ve söz verenlere borçlarını ve sözlerini hatırlatacağım. Suikastçılardan,hırsızlardan, sürgünlerden ve sıradan halktan bir ordu kurmak için. Uzun zaman önce başlanan bir işi bitirmeye.”

“Zamanı gelmişti.
Bir nefes… Bir nefes daha.
Ateşin varisiydi o.
O ateşin kendisiydi. Ve ışıktı; küldü, kordu. Aelin Ateşyürek’ti o. Ve o kimsenin, hiçbir şeyin önünde diz çökmezdi. Kanla, mücadeleyle ve zaferle hak ettiği taç hariç.”

“Bir kendisi, bir de kral. Olması gereken buydu; ikisinin dışında kimsenin canı gitmemeli, bir ruh kirlenecekse o da Celaena’nınki olmalıydı. Bir canavarı öldürmek için bir başka canavar gerekecekti.”