Vah Yusuf’um. Kuyunla tanışmışsın.

Güzel günler dilerim Sevgili Meyus Okur.
Çooook uzun sürede okuyup bitirmeyi başardığım ‘Butimar’ yazarın okuduğum ikinci kitabı ve dolayısıyla yediğim ikinci kazık da olur kendileri.
Yine başlangıçta esas olayla kan bağı dışında bir bağı bulunmayan 21. yy psikiyatrlarından olan bir adamın; yaşamın kendisine uymadığı için çektiği acıları, yaptığı ahlaksızları okuyoruz haliyle de adamın hikayesine bağlanıyoruz ve devamında ne yapacağını merak ediyoruz.
Ancak yazarımız yine bu psikiyatrın hikayesini çat diye yarıda kesip bambaşka bir hikayeye geçiyor. Bu psikiyatrın dedesinin amcası olan Yusuf’un hikayesine.
Yanlış anlaşılmasın Yusuf’u okuduğum için memnunum. Onun kuyuda kaybolmayıp da dünyanın hırsında kaybolup gitmesini okumak güzeldi. Ama ben psikiyatrın hikayesinin devamını da okumak istiyorum anlatabiliyor muyum? Böyle yarım kalınca tadım kaçıyor.
Yeterince söylendiğime göre ‘ne yapalım bu da yazarımızın tarzı saygı duymak gerek’ minvalinden bir şeyler zırvalayıp kitap hakkındaki düşüncelerimi sizinle paylaşmak istiyorum Sevgili Meyus Okur.
Bir kere kitap hiç beklediğim gibi ilerlemedi. Masalsı bir şey yoktu ortada. Hatta dehşetin dozu gittikçe arttı. Başlangıçta karakterli, inançlı, öfkeli ama umutlu bir Yusuf vardı bizi karşılayan ancak Yusuf sayfalar arasında solup gitti. İsminden ibaret kaldı sadece. Aşkı, dostu, hocası, ailesi hepsini tek tek gömdü Yusuf. Tek bir şey uğruna. Altın uğruna. Halbuki sırların kapısı ona kaç kez ardına kadar açılmıştı. Kaç kez bu altın hırsının onu yiyip bitireceğini fısıldamışlardı kulağına.
Ama işte yazgı bazen de böyle bir karaya bürünüyor. Kırk kapıdan çıkan kırk kişi önüne bend olup gitme, yapma, yanarsın diye seni durdurmaya çalışsa da bazen senin bu hayatta yapacağın tek şey oraya gitmek, o işi yapmak ve o iş uğruna yanmak oluyor. Yusuf’un hikayesi de böyle bir hikayeydi işte.
Şahsım adına ben kitabı beğendim ve bitirdiğim için memnunum. Sizlere de gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Bazı yazarlar size anlatmak istediğini ruhunuzu karatmadan anlatır bazıları ise içindeki umutsuzluğu size de yansıtır kaleminin içinde sizi de debeleyip yıpratırlar. Kaan Murat Yanık sizi kendi karanlığına çeken yazarlardan. Bu da aklınızın köşesinde olsun.
Bizimle kalın, hoşça kalın.