Acotar serisi, DEX Kitap, Fantastik, K, roman, Sarah J. Maas

KANATLAR VE KÜLLER SARAYI (DİKENLER VE GÜLLER SARAYI #3)

Benim acı çektiğimi gören ve onu bu gerçekten korumaya çalışan başka kaç kişi vardı? Benim acı çektiğimi gören ama bana yardım etmeyi düşünmeyen?”

Merhabalar sevgili Meyus okuru,

Olaylar Feyre’nin yeniden Bahar Sarayı’na dönmesiyle başlar. Ama bu dönüş, ilk bakışta göründüğü gibi bir “geri dönüş” değildir sevgili okur. Feyre artık eskisi gibi kırılgan, ya da nispeten yönlendirilebilir değildir. Tamlin’in yanında, onun istediği gibi davranır; sessiz, itaatkâr ve kırılmış gibi..,

Bu sırada saraydaki dengeleri gözlemler ve özellikle Ianthe’nin gerçek yüzünü ortaya çıkarmak için doğru anı beklemektedir. Aynı zamanda Tamlin’in güvenini kullanarak, onun askerleri arasında şüphe yaratır, bu da Bahar Sarayı’nda bir yıkımın başlangıcıdır.


Belki buradaki görevim tamamlanınca bu malikâneyi de yakıp kül ederdim. İşe o güllerden başlardım.

Saray içindeki gerilim giderek artarken, Feyre’nin planını ilmek ilmek işlemeye devam etmektedir. Tamlin kontrolü kaybettikçe daha sert, daha kırıcı hale gelir, saraydaki gücü içten içe çürütmektir. Durum öyle bir noktaya gelir ki sonunda Feyre, Lucien ile birlikte saraydan kaçmak zorunda kalır.

Başları iyice belaya girmişken Cassian ve Azriel’in onları bulup kurtarmasıyla Feyre nihayet Gece Sarayı’na dönmeyi başarır. Bunun yanı sıra yaklaşan savaş için hazırlık yapmaları gerekmektedir.

Feyre ve Rhys, Hybern’e karşı koyabilmek için müttefikler aramak zorundadır. Karanlık ve tehlikeli varlıklarla anlaşmalar yapmak, almaları gereken risklerden biridir.

Tüm sarayların liderleri savaş toplantısı için bir araya gelir, ancak bu birliktelik hiç de uyumlu değildir. Çünkü düşman sadece Hybern değildir, aynı zamanda bu liderlerin birbirine olan güvensizliğidir. Eski düşmanlıklar ve ego çatışmaları ortamı patlamaya hazır bir hale getirir. Feyre burada gücünü ve konumunu açıkça ortaya koyarken, Nesta’nın her zaman ki sert ve filtresiz konuşmalarıyla tabiri caizse herkes silkeler. Elain’in  dışarıdan kırılgan ve sessiz görünse de, geleceği görebilme yeteneği onu kritik bir noktaya taşır.

Bir zamanlar yemyeşil olan ovada, kanlı çamurlara yarı yarıya gömülmüş sancakları aklımın bir köşesine not ederek yürüdüm. Kanatlarımı yerdeki ölülerin ve zırhların üzerinden aşırmak kalan gücümün çoğunu tüketiyordu. Büyü güçlerim zaten kıyım bitmeden çok önce tükenmişti.

Savaş başladığında ise hikâye tamamen değişir. Artık strateji yerini kaosa bırakır. Ordular çarpışır, büyüler havada çarpışır ve kayıplar artar. Bu konu da hakkını yiyemem yazarın savaşı sadece ana karakter üzerinden değil de yan karakterlerin bakış açısıyla da yazması ve onların savaştaki aktif rolleri gerçekten iyi yazılmıştı.

O değildi.
Cesetlere bata çıka başka bir Illyrialı’ya doğru yürüdüm.
Sonra bir başkasına. Ve bir başkasına.
Bazıları tanıdıktı. Bazıları değildi. Katliam alanı hâlâ göğün altında göz alabildiğine uzanıyordu.
Kilometrelerce. Çürüyen ölüler krallığı.
Ve ben bakmaya devam ettim.”

Finale yaklaşıldıkça gerilim zirveye ulaşır ve illa ki olması gereken fedakarlıklardan biri gerçekleşir. Rhys’in ölümü…

Savaş sona erdiğinde geriye yorgun, değişmiş ama ayakta kalan karakterler kalır. Feyre artık tamamen dönüşmüştür. O artık sadece hayatta kalan, ormanda ki avcı değil, liderlerden biridir.

Kitap ile ilgili düşüncelerinizi yorum kısmında bizimle paylaşmayı unutmayın. Kendinize iyi bakın…

XOXO


Yazar:Sarah J. Maas
Çevirmen:Meriç Keleş
Orijinal Adı:A Court of Wings and Ruin (A Court of Thorns and Roses #3)
Yayınevi:DEX Kitap
Sayfa Sayısı:764
Tür:Edebiyat, Fantastik, Roman

Yorum bırakın