
Ceza görmemiş ilk suçtan daha cesaret verici bir şey yoktur.
Bu sefer güzel günler falan dilemiyorum Sevgili Meyus Okur
Zira elimde öyle rezil, öyle iğrenç, öyle mide bulandıran bir kitap var ki hakkında ne söyleyeceğimi bilemiyorum.
‘Sodom’un 120 Günü’ okurken ciddi anlamda sizi tiksindiren, midenizi bulandırıp öğürmenize sebep olacak bir metin. 18. YY’da Marquis De Sade tarafından yazılmış. Sade’nin metinleri o kadar dehşet uyandırıcı ki kendisi –Sadizm’e isim babası olmuş. İçine doğduğu aristokrat çevre tarafından da kabul görmemiş ve kaldırıldığı akıl hastanesinde can vermiş. Ancak kendisinin bir kurban mı yoksa fail mi olduğuna karar veremedim.
Eps*ein Dosyalarını okumaktan farksız olan bu metin kendini bilmez, insanlıktan nasibini almamış dört güçlü kuvvetli adamın bir şehvet oyunu oynamak istemesiyle başlıyor. Günümüzde karşımıza bir ada olarak çıkan bu pislik karanlık düzen; 1700’lerin dünyasında kuytu bir ormanın derinliklerine saklanmış bir şato oluyor.
Zevk düşkünü bu sapkın dörtlü kendilerini oyun kurucu olarak addedip doymak bilmez şehvetlerini tatmin edebilmek adına her türlü cinsten ve yaştan kendini savunacak hali olmayan kurbanlarını toplayıp akla hayale bile gelmemesi gereken eziyetlerine başlıyorlar.
Kasım ayında başlayıp Şubat’ın son gününde nihayete eren bu şehvet oyunu bittiğinde topladıkları kurbanlardan sadece bir kaçı hayatta kalmayı başarıyor ki onlar da yaşamak istiyorlar mı emin değilim.
Okurken içimdeki dehşetin bir an bile sönmediği bu metin ancak 1904 yılında kitap olarak basılmış. Keşke basılmasaymış. Çünkü tüm bunları gerçek olduğunu bilerek- bir yerde bu eziyetlere maruz kalan mazlumlar olduğunu bilerek okumak çok zordu. Bir insan kısacık bir ömre nasıl bu kadar kötülüğü sığdırabilir anlamıyorum. Niye her şeyi bu kadar acımasız, anlaşılamaz hale getirmek zorundayız. Kaç nefeslik ömrümüz var ki! Neden bize bahşedilen bu ömrü kimseye faydamız dokunmasa da zararımız da dokunmamış olarak tamamına erdiremiyoruz? İnsan olmanın nesi bu kadar zor?
Aynı etten, aynı kemikten değil miyiz? Size kim diğerlerinden ayrıcalıklı olduğunuzu söylüyor? Neden buna inanıp insan olmanın tüm güzelliğini kaçırmayı tercih ediyorsunuz?
Son olarak sizden küçük bir ricam var. Lütfen bu kitabı çevrenizde 18 yaşından küçük herhangi birinin elinde görürseniz okumasına izin vermeyin.
Bizimle kalın ve lütfen hoşça kalın….