
“inançlarını ve ciddi bir biçimde dürüstlüğünü korumuş bir halktan ümit kesmemek gerek.”
Güzel günler dilerim Sevgili Meyus Okur.
Bilirsiniz ki, oryantalist kafada olan tüm batılı erkeklerin zihinlerinde saklı tuttukları tek bir fantezi vardır. O da yüzü peçeli, gizemli, ay tenli, tazecik bir doğu güzeli ile yasak bir aşk yaşamak. Daha geniş hayal gücü olan bir oryantalistin zihninde kendi haremini kurmak da vardır ama bu konuya şimdilik girmeyeceğim zira elimdeki kitabın meselesi bu değil.
Elimdeki kitabın adı ‘Aziyade’. Pierre Loti nam Louis Marie- Julien Viaud tarafından yazılmış. Kendisi Fransız bir deniz subayı. İstanbul ve Osmanlı topraklarında görev aldığı sırada Doğu kültürü ile tanışıp aşık olmuş biri. Selanik Vakası’nın yaşanması üzerine Selanik limanına gönderilen gemiye binmesiyle hikaye başlıyor.
Genç Subay Loti Selanik sokaklarında dolaşırken gördüğü Aziyade’ye ilk başlarda bir gönül macerası isteği ile yaklaşıyor ama sonrasında 17’lik Aziyade’ye tamamen kapılıp aşık oluyor. Aziyade efendisinin dördüncü karısı- ki bu da hiç şaşmaz. Oldukça cahil, zar zor bir okuma yazması var. Batıl inançlara fazlasıyla meyilli. Aziyade’nin karakteri bana Edward Said’in Şarkiyatçılık kitabında Oryantalistlerin sömürgeleri olan Doğu topraklarını cahil bir bakire kıza benzettikleri imgesini hatırlattı.
Etraflarında bu yasak aşk doludizgin yaşansın diye onlara yardım eden yardakçılarıyla birlikte 1876 yılının başından 1877 yılının ortasına kadar Selanik, İstanbul, Eyüp hattında birbirleriyle görüşüp buluşur Teğmen Loti ve Aziyade…
Arka planda Osmanlı’nın en zor zamanlarından biri olan 93 Harbi’nin senaryosu da dönüyor. İstanbul’un gündüzü ayrı renkli, kalabalık ve gürültülü iken geceleri tehlikeli ve gizemli…aniden patlak veren yangınlar, yol kesen eşkıyalar, çeşit çeşit inançlar, insanlar ve motifler…
Bu kitap hoşuma gitti mi gitmedi mi emin değilim. Ama insanı çeken garip bir tarafı da yok değildi. Dönemin ne kadar dürüst bir şekilde anlattığı bana kalırsa şüpheli. Kendi bakış açısının bir yansımasını okuduk. Bir kişi nezdinde bir şehre, bir millete, bir devlete nispet edilen koca bir önyargı yığını vardı aslında.
“Türkler, geçmişi, hareketsizliği ve durağanlığı çok severler.”
Neyse… benden bu kadar okuyup okumamak size kalmış. Bizimle kalın Hoşça kalın.