
“Dipsiz bir kuyuyu andırıyor. İnsan hiçliğin çağrısını, düşmenin, davet eden karanlığa ulaşmanın tutkusunu hissediyor.”
HERKES BİRAZ MEYUSTUR HAYATTA

“Dipsiz bir kuyuyu andırıyor. İnsan hiçliğin çağrısını, düşmenin, davet eden karanlığa ulaşmanın tutkusunu hissediyor.”

Acı geçmişti ancak acının anısı sonsuza dek kalacaktı.

“en sonunda benim kendimi beğenmişliğimin hepimizi yok edeceğinden endişe ediyorum.”

“istemiyor” demek zorunda kalacaktım
İkna edilebilir mi?”
“sanmıyorum.” Yalan söyleyecek değildim ya
“ o zaman Harold” diyecekti şaşırıp asabı bozulan Avi, “sana ne diyeceğimi bilmiyorum. Mağdur konuşmazsa hiçbir şey yapamayacağımızı sen de benim kadar biliyorsun.”
“Kalbinin sevdiğin birini affetmesini engellemek, onu affetmekten çok daha zor.”


“Kendim olabilmek için ne çok kişi oldum bir bilsen…”

“Üç Yüzük göğün altında yaşayan Elf Kralları’na Yedisi taştan saraylarında Cüce Hükümdarlar’a, Dokuz Yüzük Ölümlü İnsanlar’a, ölecekler ne yazık Bir Yüzük gölgeler içindeki Mordor Diyarı’nda, Kara tahtında oturan Karanlıklar Efendisi’ne.”

Zayıf bir insan için mutluluk bile korkutucudur.
Okumaya devam et “Osamu Dazai: İnsanlığımı Yitirirken”
“Fantezi, aşina olana yeni bir ışık tutmalıdır; benim Diskdünya’da yapmaya çalıştığım gibi. Fantezi o zamana ve oraya değil, bugüne ve buraya bakmanın bir yoludur. Fantezi öncü edebiyattır. Her şey ondan doğar. Fantezi en iyi haliyle gerçekten de kaçış edebiyatıdır. Ama kaçış edebiyatının özelliği şudur: Bir şeyden kaçarken aynı zamanda bir şeye doğru da koşmanız gerekir. Gitmeye değer bir yere gitmelisinizdir ve bu deneyim sizi daha iyi birine dönüştürmelidir.

“… Amerika’da günde 80 intihar vakasının olduğunu, bunun yılda 30.000 intihar anlamına geldiğini, dakikada bir girişimde bulunulduğunu ve her 18 dakikada bir amacın gerçekleştiğini…”